‘Her Temas İz Bırakır’, ‘Son Harfiyat’, ‘Erken Kaybedenler’ ve ‘Hikâyem Paramparça’dan sonra ‘Deliduman’ ile Gezi’yi, onun deyişiyle “Hürriyetleri için öksüren çocuklar”ı  anlatıyor Emrah Serbes.

Emrah Serbes, Bursa’nın sahil kasabası olan Kıyıdere’den, 17 yaşındaki Çağlar’ın ağzından konuşuyor.

Dostoyevski okuyan Çağlar.

17’lik mahalle delikanlısı Çağlar.

Hayatta en çok, dokuz yaşındaki kız kardeşi Çiğdem’i seven Çağlar.

Erken kaybedenlerden Çağlar, kızkardeşi Çiğdem de erken kaybetmesin diye didiniyor ve 17’lik bir mahalle delikanlısı olarak, gündelik olaylarla boğuşurken, Gezi Parkı’nın sesi o küçük kasabaya ulaşıyor. Artık Gezi’yi dinlemeye başlıyoruz Çağlar’dan. Çağlar’ın anlatımı kimi zaman Çavdar Tarlasındaki Çocuklardan, Holden’i çağrıştıyor bize. Bir gülümseme konuyor suratımıza.

Çağlar’ın anlatımında, trajedi ve mizah iç içe, aynı Gezi’deki gibi. Herman Hesse’nin de dediği gibi, trajedi ve mizahın karşıtlıkları, birinin ötekisini amansızlıkla davetinden kaynaklanıyor çünkü. Tam da bu nedenle belki Micheal Jackson’ın meşhur moonwalk dansını yapan 3. sınıf öğrencisi Çiğdem de,çareyi ünlü bir yetenek olmak için öğrendiği dans numaralarını, Gezi eylemlerinde TOMA’nın önünde moonwalk yapmakta buluyor…

 

2014-07-04-1404467481-1446695467 (1)