Her yıl İstanbul, Ankara’da ve İzmir’de Cinemaximum sinemalarında Şubat ve Mart aylarında izleyicisiyle buluşan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bu yıl ‘Hayat Var’ sloganıyla 17.yaşını kutluyor. 16 yıldır filmleri farklı ve güncel temalar altında toplayarak izleyicisine ulaştıran festival, Sundance, Toronto gibi festivallerden yoğun ilgi ve övgülerle dönen bağımsız filmlerin yanı sıra korku, komedi ve aksiyon türündeki alternatif filmlerini de programına almayı ihmal etmiyor.

Biletler an itibarıyla Biletix.com ve filmlerin gösterileceği Cinemaximum sinemalarında satışta. 15-25 Şubat tarihleri arasında devam edecek festival, 1-4 Mart tarihleri arasında da Ankara ve İzmir’e uğrayacak. Festivalin yine bir hayli geniş programında sıkışıp kalanlar, karar veremeyenler ya da bilet fiyatlarından dolayı gözü korkan takipçilerimiz için alternatif bir öneri listesi oluşturduk.

A PRAYER BEFORE DAWN

Tayland’ın en ünlü hapishanlerinden birine düşmüş genç İngiliz boksör Billy Moore’un olağanüstü gerçek hikayesini anlatan A Prayer Before Dawn, hayatın sertliğini yüzünüze yüzünüze vuran filmlerden. Bir anda kendisini uyuşturucunun ve hapishane içi çete savaşlarının içinde bulan Moore, hapishane yönetimi Muay Thai boks turnuvalarına katılabileceğini söylediğinde, bunun kurtulmak için tek şansı olabileceğini düşünür ve böylece Billy, özgürlüğünü kazanmak için bir dövüşten başka bir dövüşe savrulduğu, aksiyon ve yumruklarla dolu, sonunda da özgürlüğünden başka kaybedecek bir şeyi olmadığı bir maceraya sürüklenir. Filmin Tayland’da gerçek bir hapishanede ve gerçek mahkumlarla çekildiğini hatırlatalım.

MOM AND DAD

Nicholas Cage ve Selma Blair’ın evlatlarını parça pinçik etmeye çalıştığı matrak bir geceyarısı çılgınlığına ne dersiniz? Birçok Amerikan filminde gördüğümüz ideal aile portresi ve banliyö yaşamını gördüğümüz Mom and Dad’de bu yapı birden gelen salgın üzerine değişiyor. Salgın, 24 saatliğine ana babalara çoluğunu çocuğunu kesip parçalama imtiyazı tanıyıp onları saldırgan bir hale getiriyor. Aile kavramının sorgulandığı bu çılgın kara komedinin her karesi aksiyon bezeli ve Cage- Blair ikilisinin performansları da bir o kadar eğlenceli.

REVENGE

Atmosferiyle Mad Max vari post-apokaliptik bilimkurgu filmlerini hatırlatan Revenge, ”intikam” temalı istismar filmlerine feminist ve yenilikçi bir bakış getiriyor.  Üç zengin adam, yıllık geleneksel av partileri için, Richard’ın çöldeki malikanesinde bir araya gelirler. Her zamanki toplanmalarından farklı olarak, Richard ve lolita metresi Jen malikaneye diğerlerinden önce varır. Her şey yolundadır, ta ki diğer iki adam da gelip her şey kontrolden çıkana kadar. Tecavüz edilmiş ve öldüğü sanılan Jen’in bedeni çöle bırakılır. Bir anda uyanan genç kadın, tecavüz edip onu öylece bırakan üç adamdan intikamını almaya koyulur. Jen’in bu bol kanlı ve aksiyon dolu intikam hikayesi bir yandan da günümüzün önlemez problemlerinden cinsel taciz vakalarına yumruk gibi bir yanıt niteliğinde.

THE DISASTER ARTIST

Dünyanın en kötü filmi olarak nitelendirilen The Room’un çekim sürecininin konu alındığı kitaptan uyarlanan filmde, James Franco Tommy Wiseau’yu şahane bir şekilde canlandırıyor. Tommy Wiseau’nun berbat aksanı, oyunculuğu, senaryo yazımı ve yönetmenliğini gördükçe kahkahalarınıza hakim olamıyorsanız belki ama Disaster Artist, bize ne yaptığınızdan bihaber olsanız da yapabileceklerinizin sınırlarının olmadığını ve efsane olmanın birden fazla yolu olabileceğini anlatıyor. Filmden önce de seyir keyfini 2 kat arttırmak isteyenler için önce The Room’u izlemelerini tavsiye ediyoruz.

THE FLORIDA PROJECT

Magic Castle adlı mor bir motelde haftalık kirayla kalan, kural  tanımaz Halley ve onun 6 yaşındakı kızı Mooney’in hayat mücadelesini pastel renklerle, sıcacık bir tonla ve her sahnede kendisini belli eden sevgi duygusuyla işliyor Sean Baker. Çocukluğun masumiyetinden Amerikan rüyasına uzanan Florida Project, hüzünlü ve eğlenceli bir bağımsız yapım. Mutlaka izleyin! Çok seveceksiniz.

LAST FLAG FLYING

Bryan Cranston, Steve Carell ve Laurence Fishburne…. Richard Linklater’ın filmlerini izleyenler bilir. Bol karakterli, çok konuşkan ve sürekli diyaloglardan mizah ve tespitler akar. Last Flag Flying de böyle bir film, ve cümlenin başında bahsettiğimiz 3 oyuncunun performansına doyum olmuyor. Konudan da bahsedelim. Vietnam veteranı üç eski asker kutsal bir görev için bir araya gelir: Larry’nin Irak savaşında kaybettiği oğlunun cenazesini gömeceklerdir. Bu üç arkadaşın doğu yakasının sahil kıyısındaki ilerleyişi; hem arkadaşlıklarının hem de Amerika’nın gündelik yaşamının içinden geçildiği renkli ve komik bir yolculuğa dönüşür.

Programın takvimi ve bilet fiyatlarını öğrenmek için: http://www.ifistanbul.com/index.asp

Video içeriklerin hepsi olmasa da bazıları ondan soruluyor. Arada post giriyor.