Güney Kaliforniya’da yaşayan Teressa Micco bir gün gri Afrika papağını olan Bejamin’i  kaybeder ve ilan verir. Evinin çevresinde gri bir papağan bulan Julissa Sperling ise ilanı hatırlayarak bulduğu papağını Teresa Micco’ya götürür. Önce kendi papağını sandığı, bu Afrika gri papağını ise Benjamin değildir. Papağana takılı olan micro çipi kullanarak Torrance’te yaşayan Darren Chick’le irtibata geçer, Chick’e bir papağan kaybedip kaybetmediğini soracaktır. Chick, hayır cevabını verir vermesine ama dört yıl önce papağını Nigel’ın bir süre kaybolduktan sonra geri geldiğini söylemektedir.

Chick’i hayrete düşüren bir konuşmadan sonra Micco’daki gri Afrika papağanının gerçek Nigel olduğu anlaşılır. Ancak daha ilginç bir şeye tanık olunur. Kaybolmadan önce İngilizce konuşan Nigel, İngilizce’yi unutmuş yerine İspanyolca konuşmaktadır. Nigel’ın aradaki dört yıl boyunca ne yaptığı bilinmemekle birlikte, sular seller gibi İspanyolca öğrenmiştir. Nigel’ın dört yıl boyunca nasıl bir macera yaşadığı ise hala bilinmiyor. Neyse ne demişler bir dil bir insan, iki dil iki insan. Aferin Nigel!