“İnsan istemeye görsün, öyle bir yazar ki.” demiş Samuel Johnson. Balzac’tan Victor Hugo’ya, George Orwell’dan Dan Brown’a, bu yazarlar öyle bir yazıyor ki şaşırmamak elde değil. Ne de olsa her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Buyrun bakalım yazarların ilginç yazma alışkanlıklarına bir de yakından bakalım.

VICTOR HUGO
VICTOR HUGO

 

Evde kalıp tamamlamanız gereken bir iş mi var? Belki Victor Hugo, Notre Dame’ın Kamburu’nu yazarken uyguladığı yöntemle size yardımcı olabilir. Hugo, kitabını zamanında tamamlamak için evden çıkmamaya karar vermiş. Peki bunu nasıl başarmış? Hizmetkarından tüm kıyafetlerini saklamasını istemiş. Kıyafetsiz dışarı çıkamayacağı için evde oturup romanını yazmış. Havanın çok soğuk olduğu günlerde dahi bir şey giymemiş, battaniyelere sarına sarına yazmış.

 

Demosthenes
Demosthenes

 

Kekemelikten kurtulmak için ağzına çakıl taşları koyarak yaptığı çalışmalarla akıllarda kalan Antik Yunanistan’ın ünlü nutukçusu Demosthenes de evden çıkmamak için kafasının bir yanındaki saçlarını kazırmış. O taraftaki saçları çıkıncaya kadar da evden çıkmaz, yazı yazarmış.

 

Honoré de Balzac
Honoré de Balzac

 

Kahve sever misiniz? Ne kadar sevseniz de Honoré de Balzac kadar müptelası olamazsınız. Çünkü Balzac günde yaklaşık 50 fincan kahve içermiş. Bu kadar kahve içmenin sonu malum: Uykusuzluk. Balzac’da tüm roman ve hikayelerini topladığı İnsanlık Komedyası için çalışırken hemen hemen hiç uyumamış.

 

Virginia Woolf - Ernest Hemingway
Virginia Woolf – Ernest Hemingway

 

Yazmaya başlamak için herkes ilginç yöntemlere başvurmuyor, çok disiplinli olan yazarlar da var. Stephen King, Yazma Sanatı kitabında her gün 10 sayfa yazdığını belirtmiş. Bu da King’in nasıl çağımızın en verimli yazarlarından biri olduğunu açıklıyor. Her sabah erkenden yazmaya başlayan Ernest Hemingway de disiplinli yazarlardan biri. Hemingway saat 7’de çalışmaya başlarmış ve günde 500-1000 kelime yazarmış. Hemingway’in ilginç yönü ise ayakta durarak yazması. Charles Dickens, Vladimir Nabokov ve Virginia Woolf da genellikle ayakta yazarmış.

 

Truman Capote
Truman Capote

 

Ayakta durarak yazan olur da yatarak yazan olmaz mı? Tabi ki var: Truman Capote. Sinemaya uyarlanan Tiffany’de Kahvaltı ve Soğukkanlılıkla kitaplarını yazan Capote kendini “yatay yazar” olarak tanımlıyor. Çünkü yatmadan düşünemediğini ve dolayısıyla da yazamadığını söylüyor. George Orwell, Mark Twain, Edith Wharton ve Marcel Proust da yatay yazarlar kategorisine giren yazarlarımız.

 

Dan Brown
Dan Brown

Peki diğerleri hep masa başında mı yazıyor? Hayır, yazmaya ara verip spor yapan yazarımız da var: Dan Brown masasındaki kum saati boşaldığında şınav ve mekik çekiyor, esneme hareketleri yapıyor. Bu sayede yazarken tıkandığı noktaları daha kolay aştığına inanıyor.

Evden çıkmamak için çeşitli yöntemlere başvuranlardan yatay/düşey yazanlara kadar yazma serüvenini ilginç alışkanlıklarla sürdüren tüm yazarlara teşekkürler. Ne mutlu ki hem yazdıklarıyla hem yaşadıklarıyla hayatımıza renk katıyorlar.

Kod değil öykü yazmayı seven bir bilgisayar mühendisi, aynı zamanda siyaset bilimci (hem alaylı hem mektepli), kitap kurdu, gezip görmeyi cok seven cheesecake müptelasi.

http://edebiunsurlar.blogspot.com/